Yasin Suresi - Video
Bu sayfadan Yasin Suresi’ni Türkçe Latin harf yazılışı veya orjinal Arapça hattıyla okuyabilirsiniz.
Peygamberimizin "Yâsin, Kur’ân’ın kalbidir. Allah’ı ve ahiret gününü arzu ederek Yâsin okuyan kimsenin geçmiş günahı affedilir. Onu ölülerinize okuyunuz." buyurduğu bu hadiste Onu ölülerinize okuyunuz cümlesi nedeniyle genel olarak günümüzde Yasin Suresi çoğunlukla ölülerimize okunmaktadır. Cenazenin 1., 7., 52. günü gibi günlerde düzenlenen Mevlitlerde çoğunlukla Yasin Suresi okunmaktadır.
Yasin Suresi Okunuşu
Bismillâhirrahmanirrahim- Yâsin
- Vel ḵur’ânil ḣâkim
- İnneke le minel mûrselin
- Àlâ sîratîm mûstâḵîm
- Tenzilel àzizir raḣim
- Li tûnżira ḵavmem mâ ûnżira âbâûhûm fehûm ğafilûn
- Le ḵad ḣâḵḵal ḵavlû àlâ ekserihim fehûm lâ yû'minûn
- İnnâ ceàlnâ fi â'nâḵîhim âğlâlen fe hiye ilel eżḵani fehum mûḵmeḣûn
- Ve ceàlnâ mim beyni eydihim seddev ve min ẖalfihim sedden fe âğşeynâhûm fehûm lâ yûbsîrun
- Ve sevâûn àleyhim e enżertehûm em lem tûnżirhûm lâ yû'minûn
- İnnemâ tûnżiru menittebeàż żikra ve ẖaşiyer raḣmâne bil ğayb(i) fe beşşirhû bi mâğfirativ ve ecrin kerim
- İnnâ nâḣnû nûḣyil mevtâ ve nektûbû mâ ḵaddemû ve âṡârahûm ve kûlle şey’in âḣsaynâhû fi imâmim mûbin
- Vadrib lehum meselen ashabel karyeti iz câehel murselun
- İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebuhumâ fe âzzeznâ bi sâlisin fe kâlu innâ ileykum murselun
- ḵâlu mâ entum illâ beşerum mislunâ ve mâ enzeler rahmânu min şey’in in entum illâ tekzibun
- ḵâlu rabbunâ yâ’lemu innâ ileykum le murselun
- Ve mâ aleynâ illel belâğul mubin
- ḵâlu innâ tetayyârnâ bikum leil lem tentehu le nercumennekum ve le yemessennekum minnâ âzabun elim
- ḵâlu tairukum meâ’kum ein zukkirtum bel entum kavmum musrifun
- Ve câe min aksâl medineti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiul murselin
- İttebiu mel lâ yes elukum ecrav vehum muhtedun
- Ve mâ liye lâ a’budullezî fetaranî ve ileyhi turceun
- E ettehîzu min dunihi âliheten iy yuridnir rahmânu bi durril lâ tuğni ânni şefââtuhum şey’ev ve lâ yunkizun
- İnni izel le fi dâlâlim mubin
- İnni âmentu bi rabbikum fesmeun
- ḵîyledhulil cennete kâle yâ leyte kâvmi yâ’lemun
- Bimâ ğâfera li rabbi ve cealeni minel mukramin
- Ve mâ enzelnâ âlâ kavmihi mim ba’dihi min cundim mines semâi ve mâ kunnâ munzilin
- İn kânet illâ sayhatev vâhîdeten fe izâ hum hamidun
- Yâ hasraten âlel ibadi mâ ye’tihim mir rasulin illâ kânu bihi yestehziun
- Elem yerav kem ehleknâ kablehum minel kuruni ennehum ileyhim lâ yârciun
- Ve in kullul lemmâ cemi’ul ledeynâ muhdarun
- Ve âyetul lehumul erdul meytetu ahyeynâhâ ve âhrâcnâ minhâ hâbben feminhu ye’kulun
- Ve ceâlnâ fihâ cennâtim min nâhiliv ve â’nâbiv ve feccernâ fihâ minel uyun
- Li ye’kulu min semerihi ve mâ âmilethu eydihim efelâ yeşkurun
- Subhânellezi hâlekâl ezvâce kullehâ mimmâ tumbitul erdu ve min enfusihim ve mimmâ lâ yâ’lemun
- Ve âyetul lehumul leylu neslehu minhun nehâra fe izâ hum muzlimun
- Veş şemsu tecri li mustekârril lehâ zâlike tâkdirul azizil âlim
- Vel kamera kaddernâhu menâzile hâttâ âde kel urcunil kâdim
- Leşşemsu yembeği lehâ en tudrikel kâmera velel leylu sâbikun nehâri ve kullun fi feleki yesbehun
- Ve âyetul lehum ennâ hâmelnâ zurriyyetehum fil fulkil meşhun
- Ve hâlâknâ lehum mim mislihi mâ yârkebun
- Ve in neşe’ nuğrikhum felâ sârihâ lehum velâhum yunkazun
- İllâ rahmetem minnâ ve metâân ilâ hin
- Ve izâ kile lehumutteku mâ beyne eydikum ve mâ hâlfekum leâllekum turhâmun
- Ve mâ te’tihim min âyetim min âyâti rabbihim illâ kânu ânhâ mu’ridin
- Ve izâ kile lehum enfiku mimmâ razekakumullâhu kâlellezine keferu lillezine âmenu enut’imu mel lev yeşâullâhu at’âmehu in entum illâ fi dâlâlim mubin
- Ve yekulune metâ hâzel vâ’du in kuntum sâdikin
- Mâ yenzurune illâ sayhatev vâhîdeten te’huzuhum vehum yehissimun
- Felâ yestetiune tâvsiyetev ve lâ ilâ ehlihim yârciun
- Ve nufihâ fis suri fe izâ hum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilun
- ḵâlu yâ veylenâ mem beâsenâ mim merkâdinâ hâzâ mâ veâder rahmânu ve sadekâl murselun
- İn kânet illâ sayhâtev vâhîdeten feizâ hum cemi’ul ledeynâ muhdarun
- Fel yevme lâ tuzlemu nefsun şey’ev velâ tuczevne illâ mâ kuntum tâ’melun
- İnne ashâbel cennetil yevme fi şuğulin fâkihun
- Hum ve ezvâcuhum fi zilâlin alel eraiki muttekiun
- Lehum fihâ fâkihetuv ve lehum mâ yeddeun
- Selâmun kavlem mir rabbir rahim
- Vemtâzul yevme eyyuhel mucrimun
- Elem â’hed ileykum yâ beni âdeme el lâ ta’buduş şeytane innehu lekum âduvvum mubin
- Ve eni’buduni hâzâ sîrâtum mustekim
- Ve lekâd edâlle minkum cibillen kesiran efelem tekunu ta’kilun
- Hâzihi cehennemulleti kuntum tuâdun
- İslevhel yevme bimâ kuntum tekfurun
- El yevme nâhtimu âlâ efvâhihim ve tukellimunâ eydihim ve teşhedu erculuhum bimâkânu yeksibun
- Velev neşâu letâmesnâ âlâ â’yunihim festebekus sîrâtâ fe ennâ yubsirun
- Velev neşâu le mesâhnâhum âlâ mekânetihim femestetâu mudiyyev ve lâ yârciun
- Ve men nuâmmirhu nunekkishu fil halki efelâ yâ’kilun
- Ve mâ âllemnâhuş şi’râ ve mâ yembeği lehu in huve illâ zikruv ve kur’ânum mubin
- Li yunzira men kâne hâyyen ve yehikkâl kâvlu âlel kâfirin
- E ve lem yerav ennâ halâknâ lehum mimmâ amilet eydinâ en’amen fehum lehâ mâlikun
- Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakubuhum ve minhâ ye’kulun
- Ve lehum fihâ menâfiu ve meşâribu efelâ yeşkurun
- Vettehâzu min dunillâhi âlihetel leâllehum yunsarun
- Lâ yesteti’une nâsrahum vehum lehum cundum muhdarun
- Felâ yahzunke kavluhum innâ nâ’lemu mâ yusirrune ve mâ yu’linun
- Evelem yerâl insânu ennâ hâlâknâhu min nutfetin fe izâ huve hâsimun mubin
- Ve darabe lenâ meselev ve nesiye halkâhu kâle men yuhyil izâme ve hiye ramim
- ḵul yuhyihellezi enşeehâ evvele merrati ve huve bi kulli halkin âlim
- Ellezi ceâle lekum mineş şeceril âhdâri nârân fe izâ entum minhu tukidun
- Eveleysellezi hâlekas semâvâti vel erdâ bi kadirin âlâ en yahluka mislehum belâ ve huvel hâllâkul âlim
- İnnemâ emruhu izâ erade şey’en en yekule lehu kun fe yekun
- Fe subhanellezi bi yedihi melekutu kulli şey’iv ve ileyhi turceun
Yasin Suresi Arapça okunuşu






Yasin Suresi dinle:
Mahir Muagli (Maher al-Muaigly) sesinden Yasin Dinle
Abdulbaset Abdussamed sesinden Yasin Dinle
Yasin Suresi Anlamı (Meali):
- Yâ Sîn.
- (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur’an’a andolsun ki,
- Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin.
- Dosdoğru bir yol üzeresin.
- Kur’an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
- Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.
- Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
- Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
- Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
- Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
- Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
- Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.
- (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
- Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
- Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
- (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
- "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
- Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
- Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
- Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
- "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
- "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz."
- "O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
- "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
- "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
- (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine) Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
- Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını.
- Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
- Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
- Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
- Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
- Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
- Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
- Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinden sular fışkırttık;
- Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
- Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
- Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
- Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi)dir.
- Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
- Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
- Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
- Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
- Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
- Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
- Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
- Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
- Onlara, "Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah’ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
- "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
- Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
- Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
- Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
- Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
- Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
- O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
- Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
- Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
- Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
- Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).
- (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
- "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
- Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
- "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
- "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
- "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
- O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
- Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
- Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
- Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
- Biz, o Peygamber’e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır.
- (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur’an’ı indirdik.
- Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
- Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
- Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
- Belki kendilerine yardım edilir diye Allah’ı bırakıp da ilâhlar edindiler.
- Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.
- (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
- İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
- Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
- De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
- O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
- Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
- Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
- Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı yücedir! Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz.
Yasin Suresi önemi nedir?
Tanımı: Yasin Suresi, 83 âyettir. Mekke döneminde inmiştir. Adını ilk âyetteki "Yâ" ve "Sîn" harflerinden almıştır. Yasin suresi Kur’an-ı Kerim’in en büyük suresi ve Kur’an’ın kalbi olarak kabul edilir. Mushaftaki sıralamada otuz altıncı, iniş sırasına göre kırk birinci sûredir. Cin sûresinden sonra, Furkan sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yerinde açıklanacak bir sebeple 12. âyetin Medine’de indiğini ileri sürenler de olmuştur. Peygamberimiz tarafından bu sureye daha fazla önem verdiği konusunda gelen hadisler nedeniyle Müslümanlar Yasin Suresi’ne daha fazla önem vermişlerdir.
Yasin Suresi’nde başlıca insanın ahlâkî sorumlulukları, vahiy, Hz. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi, Antakya halkına gönderilen peygamberler ve halkının onları yalanlaması, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, öldükten sonra dirilme, hesap ve ceza günü konu edilmektedir.
Peygamberimizin "Yâsin, Kur’ân’ın kalbidir. Allah’ı ve ahiret gününü arzu ederek Yâsin okuyan kimsenin geçmiş günahı affedilir. Onu ölülerinize okuyunuz." buyurduğu bu hadiste Onu ölülerinize okuyunuz cümlesi nedeniyle genel olarak günümüzde Yasin Suresi çoğunlukla ölülerimize okunmaktadır. Ölülerimize 1., 7., 52. günü gibi günlerde düzenlenen Mevlitlerde çoğunlukla Yasin Suresi okunmaktadır.
Yasin Suresi kaç ayettir?
Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan "Yâ-Sîn" harflerinden almıştır. 22. ve 23. cüzlerde yer almaktadır. Kelime sayısı 733 ve harf sayısı 3068’dir. Yasin Suresi, çok sayıda ismi olan surelerden birisidir.
Yasin Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir?
Mekke döneminde inmiştir. Cin Suresi’nden sonra inmiştir. Kur’an-ı Kerim de (Mushaf da) 36. sırada, iniş tarihine göre ise 41. sırada yer almaktadır. Sûrede başlıca ahlâkî sorumluluklar, Antakya halkına gönderilen peygamberler ve halkının onları yalanlaması, Allah’ın bir olduğu ve kudretinin delili olan örnekler, insanların öldükten sonra kıyamet günü diriltildiklerinde nasıl karşılanacakları, hesap ve ceza konu edilmektedir.
Yasin Suresi’nde geçen Habib-i Neccar hadisesi nedir?
Yasin 13. ile 32. ayetlerde, Allah’a davet için bir şehre giren üç peygamberin öyküsü anlatılmaktadır. O şehrin halkı, bu üç elçinin davetini kabul etmemişlerdir. Bazı rivayetlere göre bu elçiler Allah tarafından gönderilen elçiler yine bazı rivayetlere göre Hz. İsa (a.s) tarafından gönderilen elçilerdi.
Habib-i Neccar (Mümini Al-i Yasin) olduğu düşünülen bir kişi, halkı bu elçilere iman getirmeye davet etti. Halkı onu yalanladı ve öldürdü. Bu sebeple o halkın üzerine azap hak oldu.
Hadis ve tefsir kaynakları Habib-i Neccar’ın imanından övgüyle bahsetmişlerdir. Habib-i Neccar’ın mezarı Türkiye’nin Antakya şehrinde bulunmaktadır.
Yasin okumanın faziletleri
- Aç olan insan doyar.
- Susuz insanın susuzluğunu giderir.
- Çıplak ise giyindirilir.
- Bekâr ise evlenir.
- Korkuyorsa emniyete kavuşur.
- Hasta ise sağlığına kavuşur.
- Yolcu ise seferi sırasında yardım edilir.
- Ölü yanında okunursa, Allah ona sorguyu kolay tutar.
- Eğer kaybolan birisi varsa bulunur.
Yasin Suresi Anlamı (Meali):
Yâsîn Suresi 1. ayet: Yâsîn.
Yâsîn Suresi 2. ayet: Ey Muhammed! Hikmetli Kur’ân’a andolsun ki,
Yâsîn Suresi 3. ayet: Sen risâlet görevi
Yâsîn Suresi 4. ayet: Dosdoğru bir yol üzerindesin.
Yâsîn Suresi 5. ayet: Çok güçlü ve çok merhametli olan Allah’ın indirdiği,
Yâsîn Suresi 6. ayet: Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi (Kur’ân) ile korkutasın.
Yâsîn Suresi 7. ayet: Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.
Yâsîn Suresi 8. ayet: Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.
Yâsîn Suresi 9. ayet: Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.
Yâsîn Suresi 10. ayet: Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.
Yâsîn Suresi 11. ayet: Sen ancak Kur’ân’a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah’tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.
Yâsîn Suresi 12. ayet: Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.
Yâsîn Suresi 13. ayet: Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.
Yâsîn Suresi 14. ayet: Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.
Yâsîn Suresi 15. ayet: Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.
Yâsîn Suresi 16. ayet: Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."
Yâsîn Suresi 17. ayet: "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."
Yâsîn Suresi 18. ayet: Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."
Yâsîn Suresi 19. ayet: Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."
Yâsîn Suresi 20. ayet: O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"
Yâsîn Suresi 21. ayet: "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."
Yâsîn Suresi 22. ayet: "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O’na götürüleceksiniz."
Yâsîn Suresi 23. ayet: "Hiç ben O’ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."
Yâsîn Suresi 24. ayet: "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."
Yâsîn Suresi 25. ayet: "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."
Yâsîn Suresi 26. ayet: (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"
Yâsîn Suresi 27. ayet: "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."
Yâsîn Suresi 28. ayet: Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
Yâsîn Suresi 29. ayet: Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.
Yâsîn Suresi 30. ayet: Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Yâsîn Suresi 31. ayet: Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.
Yâsîn Suresi 32. ayet: Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.
Yâsîn Suresi 33. ayet: Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.
Yâsîn Suresi 34. ayet: Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.
Yâsîn Suresi 35. ayet: (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?
Yâsîn Suresi 36. ayet: Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah’ın şanı ne yücedir.
Yâsîn Suresi 37. ayet: Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.
Yâsîn Suresi 38. ayet: Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.
Yâsîn Suresi 39. ayet: Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.
Yâsîn Suresi 40. ayet: Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.
Yâsîn Suresi 41. ayet: Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.
Yâsîn Suresi 42. ayet: Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.
Yâsîn Suresi 43. ayet: Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.
Yâsîn Suresi 44. ayet: Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.
Yâsîn Suresi 45. ayet: Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,
Yâsîn Suresi 46. ayet: Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.
Yâsîn Suresi 47. ayet: Onlara: "Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah’ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.
Yâsîn Suresi 48. ayet: Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.
Yâsîn Suresi 49. ayet: Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.
Yâsîn Suresi 50. ayet: O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.
Yâsîn Suresi 51. ayet: Sûr’a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.
Yâsîn Suresi 52. ayet: Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân’ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.
Yâsîn Suresi 53. ayet: Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.
Yâsîn Suresi 54. ayet: Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.
Yâsîn Suresi 55. ayet: Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.
Yâsîn Suresi 56. ayet: Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.
Yâsîn Suresi 57. ayet: Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.
Yâsîn Suresi 58. ayet: (Onlara) Rahîm olan Rab’den "selâm" sözü vardır.
Yâsîn Suresi 59. ayet: Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.
Yâsîn Suresi 60. ayet: "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır"
Yâsîn Suresi 61. ayet: Ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)
Yâsîn Suresi 62. ayet: Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?
Yâsîn Suresi 63. ayet: İşte bu size vaad edilen cehennemdir.
Yâsîn Suresi 64. ayet: Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.
Yâsîn Suresi 65. ayet: Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.
Yâsîn Suresi 66. ayet: Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?
Yâsîn Suresi 67. ayet: Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.
Yâsîn Suresi 68. ayet: Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?
Yâsîn Suresi 69. ayet: Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’ân’dır.
Yâsîn Suresi 70. ayet: (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.
Yâsîn Suresi 71. ayet:Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.
Yâsîn Suresi 72. ayet: Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.
Yâsîn Suresi 73. ayet: Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
Yâsîn Suresi 74. ayet: Onlar, Allah’tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.
Yâsîn Suresi 75. ayet: Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.
Yâsîn Suresi 76. ayet: O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.
Yâsîn Suresi 77. ayet: İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?
Yâsîn Suresi 78. ayet: Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.
Yâsîn Suresi 79. ayet: De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."
Yâsîn Suresi 80. ayet: Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O’dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.
Yâsîn Suresi 81. ayet: Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.
Yâsîn Suresi 82. ayet: O’nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
Yâsîn Suresi 83. ayet: O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah’ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O’na döndürüleceksiniz.
Ferdi Korkmaz